Küresel ticarette artan tarife gerilimleri, küreselleşmenin geleceğine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşırken, ödeme sistemlerine ilişkin endişeler de giderek büyüyor.
Uluslararası ticarette yaşanan dalgalanmalar, ülkeleri finansal altyapılarını daha güvenli ve bağımsız hale getirmeye yönlendiriyor. Bu çerçevede Türkiye’nin yaklaşık 10 yıl önce attığı adım, bugün küresel ölçekte daha fazla dikkat çekiyor.
Türkiye, yerli ödeme sistemi TROY’u 2016 yılında devreye alarak ödeme sistemlerinde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefledi. Son yıllarda artan jeopolitik riskler ve finansal yaptırım tartışmaları, bu adımın önemini daha da görünür kıldı.
JEOPOLİTİK RİSKLER VE FİNANSAL BAĞIMSIZLIK ARAYIŞI
Uluslararası sistemde süregelen belirsizlikler, ülkelerin yalnızca askeri ya da siyasi değil, teknolojik ve finansal altyapılar üzerinden de karşılıklı baskı unsurları geliştirdiği bir dönemi beraberinde getiriyor. Özellikle ödeme sistemleri, bu süreçte stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, ülkelerin kendi teknolojilerini geliştirmesinin, olası kriz ve yaptırım senaryolarında finansal bağımsızlığın korunması açısından kritik olduğuna dikkat çekiyor.
Bu çerçevede Türkiye, ödeme sistemlerinde bağımsızlık hedefini TROY ile hayata geçirdi. Açıklanan son verilere göre, TROY logolu kart sayısı 70 milyona yaklaşmış durumda.
“ÖDEME SİSTEMLERİ İLK HEDEFLERDEN BİRİ”
Ödeme sistemleri, finansal bağımsızlık açısından hayati bir rol oynuyor. Özellikle çatışma ve savaş ortamlarında, ülkelerin birbirlerini küresel sistemden izole etme yoluna gittiği biliniyor. Bu süreçte ilk adımlardan biri, bir ülkenin dünya ticaretiyle bağlantısının kesilmesi oluyor. Dolayısıyla ödeme altyapılarının yerli ve milli teknolojilerle geliştirilmesi, finansal sistemin kesintiye uğramaması açısından önem taşıyor.
AVRUPA’DA ENDİŞE BÜYÜYOR
Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan ödeme sistemlerinin büyük bölümünün ABD menşeli şirketler tarafından geliştirilmiş olması, Avrupa’da giderek artan bir tedirginliğe yol açıyor. Avrupa Parlamentosu Ekonomik ve Mali İşler Komisyonu Başkanı Aurore Lalucq, bu konuda açık uyarılarda bulundu.
Lalucq, Avrupa’daki ödeme altyapısının büyük ölçüde Amerikalı şirketlerin kontrolünde olduğunu belirterek, “Avrupa’da neredeyse tüm ödeme sistemleri Amerikalılara ait. Derhal bir Avrupalı ödeme sistemi oluşturmalıyız. ABD, her an ödeme sistemlerine yönelik bir yaptırım uygulayabilir” ifadelerini kullandı.
LAGARDE’DAN DİKKAT ÇEKEN UYARI
Benzer bir uyarı daha önce Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde tarafından da dile getirilmişti. Lagarde, bankacılık işlemlerinde ABD altyapısının kullanılmasının risklerine işaret ederek, bu durumun veri güvenliği açısından sorunlar barındırdığını vurgulamıştı. Lagarde, “Bu, her kredi kartı ya da telefon kullanımında bilgilerimin Avrupa Birliği sınırlarını terk edip ABD’ye gitmesi anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulunmuştu.
TÜRKİYE’NİN ATTIĞI ADIM, AVRUPA’DA YENİ TARTIŞILIYOR
Türkiye’nin yaklaşık 10 yıl önce hayata geçirdiği yerli ödeme sistemi adımı, bugün Avrupa’da yeni yeni tartışılmaya başlandı. Özellikle ABD’nin olası yaptırımlarına yönelik endişeler, ödeme sistemlerinde bağımsızlık konusunu Avrupa için de kritik bir başlık haline getirdi.
Uzmanlara göre, Türkiye’nin TROY ile kaydettiği ilerleme, küresel ölçekte finansal egemenlik tartışmalarının yoğunlaştığı bu dönemde önemli bir örnek olarak öne çıkıyor. Avrupa’da henüz tartışma aşamasında olan bu adım, Türkiye için halihazırda somut bir uygulama olarak finansal sistemin parçası haline gelmiş durumda.
